30 Temmuz 2009 Perşembe

Günün Fıkrası - ediyle büdü




Bir gün Erdogan ile Gül uçak yolculugu yapiyorlarmis.

Erdogan, Gül'e "uçaktan asagi 100 lira atip, bir vatandasi
sevindirebilirim" demis.

Bunun üzerine, Gül, "ben ise 10 tane 10 lira atip, 10 vatadasi
sevindirebilirim" diye atlamis ortaya.

Konuşmalari dinleyen pilot iç geçirmis ve yanindaki yardimci pilot'a
dönmüş :" Şu ukalalari duyuyor musun? Ben bu 2 aptali asagi atip
milyonlarca vatandaşı mutlu edebilirim, hala farkinda bile
değiller"!!! demiş...
[ ... ]

23 Temmuz 2009 Perşembe

Hande by UykusuZ

Eski evliliğim gibi bir türlü düzeltemediğim/düzenleyemediğim, eski eşime yaptığım parça.


- Click here for this week’s top video clips


HANDE
Yeşil bir Sonbaharsın sen
Ben yeşili bilmeyen
Sen kar tanesi
Yağmurun ıslak sesi
Anlasam yağmurun dilinden
Kulak versem dinlesem
Seninle yağmur olsam
Yüzümde hande olsan

Söz Müzik: UykusuZ
[ ... ]

09 Temmuz 2009 Perşembe

Yolculuklar



Yolculuğa çıkarken hep ayaklarım geri geri gider. Tatile çıkarken de durum farketmez, zaten çok tatile çıktığım da söylenemez, arkadaşlarım hayretle karşılar bu durumu. İşkolik değilim tabiiki ancak ne bileyim zor gelir tatile çıkmak.
Dün gece İzmir o kadar sıcaktı ki, klima devamlı tepemde çalışmış olsa da anca 1 saat uyuyabildim.
Sabah 7 de kalkarım 1 saate rahat hazırlanır tam vaktinde de havaalanında olurum derken, nerdeyse uçağı kaçırıyordum. Bugün sabah 9 uçağı ile İstanbula uçtum gene, iyiki de geç uçmuşum trafik harikaydı 20 dakikada Leventteydim.
Dönüşü 18:00 olarak almıştım ama Hatice "geç al bişeyler içeriz deyince" -tamam ben de üzerime hafif bişiler aliim!!!!!- 22:00 uçağına çevirdim. Bi yemek yedik, sonra Haticenin korkutmasıyla erkenden yola çıkıverdim. Ona kalsa metrobüse bindircekti, en hızlısı diye.
Yuh İstanbul! 20 dakikada havaalanındaydım. 2 dir WINGS in lounge ına uğruyorum, içhatlara da yapmışlar, internet son derece hızlı, ye iç yat.
Geçen sene Rusyaya giderken dış hatlardaki Wings lounge ına girmiştim...
Hımm gayet hoş, bomboş, oha o ne, masaj koltuğu hem de çok karmaşık bişi belli ben annarım.
Du bakiiim ben şuna diyip Liluyu oturtuverdim. Hayır hemen sıkıştırmaya mıncıklamaya başlarsa, ben kurtarabilirim de oturan ben olursam bu sözkonusu diil tabii.
Kumandadaki düğmeleri sıradan geçirdim çıt yok. Tabii teknik adamız hemen fişine bakıverdim , eee o da takılı ancaaaak, bu kurnaz Türkler fişi yarım takmışlar, elektrik gitmiyor tabiiki. Bi de kamufle etmişler annaşılmasın diye, benden kaçarmı. 2 saat boyunca Lilu kalktı ben oturdumj , ben oturdum Lilu kalktı, uçağa bindiğimizde uyku moduna girmiştik bile. Bu arada lounge dan sorumlu kız da ifrit oldu, kafayı uzatıp uzatıp bakıyo.
Bu lounge denen yerleri seviyorum, sessiz sakin oluyor hem de hızlı internet var. Bazen bu bankaların ortaklıkları da bulunuyor yurtdışında, mesela Madridde gene kullanmıştım, alakasız bir bankanın lounge ını. Herneyse demeye çalıştığım, uygun bankadan uygun kredi kartınız varsa büyük kolaylık.
Bugün rahatladım, arkadaşlarımı gördüm uzun uzun sohbet ettim, o bir haftanın stres ve üzüntüsünün yarattığı mide ağrıları bile geçti. Ama bu sefer evime dönmek istiyorum bir an önce, ayaklarım geri geri gitmiyor.
Yurtdışına çıktığım zamanlar, hep düşünmüşümdür "ulen benim Türkiyede ne işim var ben burada yaşamalıyım, nazik , kültürlü, güzel insanların arasında", derken uçaktan iner inmez toprağı öpesim gelir, memleketim derim.
Ha bugün sorsanız gene benim yerim burası değil, ben buraya ait değilim derim ve de şiddetle savunurum ama garip bir durumu var işte bu ülkenin insanının, havasının, suyunun.
1- aç kalmazsın, mutlaka biri karnını doyurur
2- abi bozukluk yok üstümde geçerken versem?
"canın saolsun kardeşim" Bunu başka nerde duyarsınız ki?
3- Gidin bakalım çocuğunuzla Londrada bi lokantaya , ola ki çocuk ağlasın, ters ters bakarlar cık cık cık, burada ahçısı, garsonu şebek olur , velet mutfağa götürülüp en güzel şeyleri yer.
4- Pazarda göz hakkı denen bişi var, yemezsen döverler, yada en azından İzmirde öyle
5- Şimdilerde yok ben küçükken çok olurdu. Alsancakta büyük dersaneye giderdim trenle. Yolda hiç tanımadığım bir adam, babacan bir gülümsemeyle "çakırrrrrr" diye bağırıp saçlarımı okşamıştı. E sarı saç, masmavi gözler (Atam seni anmadan edemicem),evlat, çocuk insan sevgisi vardı. Bu bir çok kereler tekrarlandı.
Daha ne kadar yazayım ki, çok var, ama işte bu özellikte bir halk yok. Bilemiyorum onca ülkeye gittim ben daha rastlamadım.
Böyledir işte, nitekim gene yollardayım.Çarşamba tekrar gelicem büyük ihtimal.
[ ... ]

07 Temmuz 2009 Salı

Konuşamıyorum



Şu sıralar yazı yazmadığımın farkındayım.İçimden de hiç gelmiyor açıkçası. Onun yerine yıllardır elime almadığım gitarımla konuşuyorum. Videoları seyrettikçe "ulen amma da kısırlaşmışım" diyorum.
Hayal kırıklıkları, üzüntü ve düşünceler içindeyim, bir de tabii üstüne üstlük eleman izine çıkınca bütün işler bana kaldı. Hoş o Microsoftçu ne anlar benim işlerimden.
Herneyse Perşembe gene İstanbula toplantıya gidicem sanırım. Cumayı da alıp Haticeyle hafta sonu İstanbul kazan biz kepçe dolaşsak mı diye düşünüyorum ama çözmem gereken problemler var. Kaçsam nereye kadar kaçıcam?
Kendime şöyle bir bakıyorum da hakikaten gülünç bir durum. Kendi kendime " senin gibi bir adam yapayalnız" diyip gülüyorum. Yanlış anlaşılmasın ajitasyon falan yok olayda, yalnızlığı da severim açıkçası yıllarca yalnız yaşadım. Fakat şu sorunlarımdan beni alıp kaçıracak, nefes alabilmemi sağlayacak bir arkadaşım olsaydı. Psikoloji de birtakım " yardım çığlıkları " vardır, Duygu daha iyi açıklayabilir. Birtakım davranış şekilleri "ben burdayım, SOS" der açıkça. İşte benim bu sinyalleri verebileceğim kimse dahi yok şu İzmirde.
Aile? ııh ııh konuşmuyorum son olaylardan sonra, büyük abim de yazın burada değil zaten. Diğer abime açtım telefon, anlattım durumumu. Bilgiç bilgiç akıl veriyor zevzek 36 yaşındaki adama. Babam büyük bir değişim geçirmiş, o taptığım adam gitmiş, kötü düşünen, negatif bir adam var karşımda. Annemle bir kopya olmuşlar. Büyük abim söylemişti de inanmamıştım.
Sabah bakıyorum kahvaltılık bırakmış annem merdivenlere, akşam da işten gelmeden yemek bırakıyor. 1,2 kere "yemicem istemiyorum, getirme" dedim başladı ağlamaya.
İyi de neden ağlıyorsun ki siz yaptınız!

Acilen bir karar verip hemen uygulamam lazım.

a)Bu evden çıkıp başka bir yerde ev tutsam? Ne farkedicek, ben aynı adam eşim aynı kadın. Son olanlardan sonra iyice koptu gitti içimden artık bişeyler. Gene de bu vicdan ve sorumluluk duygusu yok mu? tabii 2. evliliğimin de hüsranla sonuçlanmasının hayal kırıklığı da var. Bir türlü bankaya gitmiyor ayaklarım (tazminat için kredi almam lazım, onun ülkesinde yeni bir hayata başlamasını sağlamak zorundayım, yoksa rahat edemem)

b)Evden çıkmam, boşanmam, 1 hafta sonra gene biryerlerden patlak verir. Herkes sıkıldı zaten bu işten, insan her hafta boşanır mı?

c)Boşanırım, ancak bu sefer de ailemden kaçamam çünkü nerden baksan 1,5 yıl kredi ödemem gerekir.

2ucu b..u değnek (afedersiniz). Bu hafta sonu balığa gideyim biraz dağılırım dedim, oltalarımı hazırladım, içimden gelmedi, rüzgarı bahane edip oturdum evde.
Şu 3 yılda o kadar yoruldum ki, aslında çözüm basit, kangrenli yeri kesiceksin, ama bir türlü yapamıyorum işte.
Hanım Bursaya gideli 1 hafta oldu. Geçen gün arıyor , gayet yumuşak bir ses tonu " napıyorsun"
Lilu dedim "arama beni, olmuyor görmüyormusun"
Eve geliyorsunuz, ağlamaktan gözler şişmiş kıpkırmızı bir burun, e nasıl dayanırsınız söylermisiniz?
Bu ahval ve şerait içinde bir de çalışmaya çalış, projeyi hazırla.

Nitekim sesli düşünmeye ihtiyacım vardı kusura bakmayınız, belki de çok özel şeyler ama yazmaya ihtiyacım vardı. Yorum yazdığım her sayfada pozitif düşünme, olumlu bakma dan bahsediyorum ama ,işte bazen insan tıkanıyor.
[ ... ]

04 Temmuz 2009 Cumartesi

Gemiler

Orhan Atasoyun bu çok sevdiğim parçasını İzdüşümler ve Duygu ya hediye etmek isterim.


- The most amazing videos are a click away
[ ... ]
 

©2009 UykusuZ | by TNB