
Yolculuğa çıkarken hep ayaklarım geri geri gider. Tatile çıkarken de durum farketmez, zaten çok tatile çıktığım da söylenemez, arkadaşlarım hayretle karşılar bu durumu. İşkolik değilim tabiiki ancak ne bileyim zor gelir tatile çıkmak.
Dün gece İzmir o kadar sıcaktı ki, klima devamlı tepemde çalışmış olsa da anca 1 saat uyuyabildim.
Sabah 7 de kalkarım 1 saate rahat hazırlanır tam vaktinde de havaalanında olurum derken, nerdeyse uçağı kaçırıyordum. Bugün sabah 9 uçağı ile İstanbula uçtum gene, iyiki de geç uçmuşum trafik harikaydı 20 dakikada Leventteydim.
Dönüşü 18:00 olarak almıştım ama Hatice "geç al bişeyler içeriz deyince" -tamam ben de üzerime hafif bişiler aliim!!!!!- 22:00 uçağına çevirdim. Bi yemek yedik, sonra Haticenin korkutmasıyla erkenden yola çıkıverdim. Ona kalsa metrobüse bindircekti, en hızlısı diye.
Yuh İstanbul! 20 dakikada havaalanındaydım. 2 dir WINGS in lounge ına uğruyorum, içhatlara da yapmışlar, internet son derece hızlı, ye iç yat.
Geçen sene Rusyaya giderken dış hatlardaki Wings lounge ına girmiştim...
Hımm gayet hoş, bomboş, oha o ne, masaj koltuğu hem de çok karmaşık bişi belli ben annarım.
Du bakiiim ben şuna diyip Liluyu oturtuverdim. Hayır hemen sıkıştırmaya mıncıklamaya başlarsa, ben kurtarabilirim de oturan ben olursam bu sözkonusu diil tabii.
Kumandadaki düğmeleri sıradan geçirdim çıt yok. Tabii teknik adamız hemen fişine bakıverdim , eee o da takılı ancaaaak, bu kurnaz Türkler fişi yarım takmışlar, elektrik gitmiyor tabiiki. Bi de kamufle etmişler annaşılmasın diye, benden kaçarmı. 2 saat boyunca Lilu kalktı ben oturdumj , ben oturdum Lilu kalktı, uçağa bindiğimizde uyku moduna girmiştik bile. Bu arada lounge dan sorumlu kız da ifrit oldu, kafayı uzatıp uzatıp bakıyo.
Bu lounge denen yerleri seviyorum, sessiz sakin oluyor hem de hızlı internet var. Bazen bu bankaların ortaklıkları da bulunuyor yurtdışında, mesela Madridde gene kullanmıştım, alakasız bir bankanın lounge ını. Herneyse demeye çalıştığım, uygun bankadan uygun kredi kartınız varsa büyük kolaylık.
Bugün rahatladım, arkadaşlarımı gördüm uzun uzun sohbet ettim, o bir haftanın stres ve üzüntüsünün yarattığı mide ağrıları bile geçti. Ama bu sefer evime dönmek istiyorum bir an önce, ayaklarım geri geri gitmiyor.
Yurtdışına çıktığım zamanlar, hep düşünmüşümdür "ulen benim Türkiyede ne işim var ben burada yaşamalıyım, nazik , kültürlü, güzel insanların arasında", derken uçaktan iner inmez toprağı öpesim gelir, memleketim derim.
Ha bugün sorsanız gene benim yerim burası değil, ben buraya ait değilim derim ve de şiddetle savunurum ama garip bir durumu var işte bu ülkenin insanının, havasının, suyunun.
1- aç kalmazsın, mutlaka biri karnını doyurur
2- abi bozukluk yok üstümde geçerken versem?
"canın saolsun kardeşim" Bunu başka nerde duyarsınız ki?
3- Gidin bakalım çocuğunuzla Londrada bi lokantaya , ola ki çocuk ağlasın, ters ters bakarlar cık cık cık, burada ahçısı, garsonu şebek olur , velet mutfağa götürülüp en güzel şeyleri yer.
4- Pazarda göz hakkı denen bişi var, yemezsen döverler, yada en azından İzmirde öyle
5- Şimdilerde yok ben küçükken çok olurdu. Alsancakta büyük dersaneye giderdim trenle. Yolda hiç tanımadığım bir adam, babacan bir gülümsemeyle "çakırrrrrr" diye bağırıp saçlarımı okşamıştı. E sarı saç, masmavi gözler (Atam seni anmadan edemicem),evlat, çocuk insan sevgisi vardı. Bu bir çok kereler tekrarlandı.
Daha ne kadar yazayım ki, çok var, ama işte bu özellikte bir halk yok. Bilemiyorum onca ülkeye gittim ben daha rastlamadım.
Böyledir işte, nitekim gene yollardayım.Çarşamba tekrar gelicem büyük ihtimal.