14 Ekim 2009 Çarşamba

Nooluyo sana


Bikaç zamandır bir çelişki içindeyim. Durum şu ki, blogumu , ilk açtığımda durum belliydi, yıllar öncesi bir aşkın itiraflarını yazmaktı amaç. Kimseye söyleyemediklerimi yazıp rahatlıcaktım, öyle de oldu sayılır.
Sonra birbirimizi tanımaya başladık sevdik. Kendimden bahsettim, yaşantımdan...
Takip edenlerin az çok fikri oldu.
Son günlerde, omuzlarımdaki yük daha da arttı, daha çok mutsuz, umutsuz, yorgun ve uykusuzum.
İstiyorum tabiiki yazayım anlatayım ama zaten bilinen birşey, e durmadan da aynı şey yazılmaz ki. Ancak başka şey düşünebilecek durumda da değilim, yapasım yok .
Aslında güzel oluyordu, İzmirde dost yok, burda anlatıp rahatlıyordum ama sanırım buraya da içgüdüsel bir blok koydum.
E burası günlük tabii ki hissettiklerini, yaşadıklarını yazıcaksın uykusuz!
İyi de son zamanlarda artan bir şekilde hep aynı şeyi düşünüyorum istiyorum ama bir türlü yapamıyorum. Yapamadıkça kendime olan saygım azalıyor nefretim büyüyor, etrafımdaki insanlara sert , şirret davranmaya başlıyorum.
Neden bu yükten kurtulamıyorum anlamıyorum. İstanbula dönmüş olmak için neler vermezdim.

15 yorum:

Mademoiselle Coco dedi ki...

İstanbul'a dönebilirsin; lakin kendinden kaçamazsın, her gittiğin yerde bulur seni.

Eliza Doolittle dedi ki...

Bu konunun bir kismi, winston'un oradaki son yorumlasmada gectigi icin, oraya yazdim uzun uzun. Nasilsa okuyacaksin, tekrarlamiyorum...
Ama ooooyle gelmis oyle gidiyo bosvermisliginden ziyade, son donemde bir farkindalik icinde oldugunu goruyorum ve simdilik farkindaliga ragmen caresiz hissetsen de, once icinde bir seyleri anlayip ozumsedikten sonraki adim da zaten degisimdir diye dusunuyorum. Hadi, guzel gunler gelecek. (dikkat et, geri gelecek demedim, yeni gelecek cunku!)

UykusuZ dedi ki...

Umarım bayan Doolittle, tatlı diliniz ve dostluğunuz büyük keyif. Demek ki illa Tophanede karşılıklı tüttürmek gerekmiyormuş,

UykusuZ dedi ki...

ben kaçmıyorum Coco, ertelerim ama kaçmam yüzleşirim.

Başak BAŞOL dedi ki...

Uykusuzum,

Noldu sana böyle be yaw?Kimseni bu kadar mutsuz ettiyse söyle dövem gelim...

Şaka bir yana durumlarımız aynı.Noldu bize böyle.Bloğa bende yazamıyorum.Yazamadıkça kendime öfkem artıyor.Galiba mutsuzluk bir virüs ve hepimize bulaştı:(

Senin için yapabileceğim bir şey varsa elimden ne gelirse yapmaya hazırım dostum.Yanındayım!!!

Sevgiyle Kal...

Eliza Doolittle dedi ki...

Katiliyorum :) I love blogging!

Pyromancy dedi ki...

daha sık yazı yazmalı ve yorum yapmalıyım.yokken neler olmuş...sen yaz yine.çoğu insan bloglarında olmadıkları kişileri canlandırıyor ve onların ağzından yazıyor.senin gibi sadece kendi olabilenler asıl okunmaya değer bence.o yüzden yaz.insan zaafları,mutsuzlukları,çırpınışları ile insan çünkü :)

UykusuZ dedi ki...

Merhaba Pyro, özletiosun bilesin, haklısın

UykusuZ dedi ki...

Saol Başak, yok ben müzmin bi hastaydım zaten, ama mücadeleyi bırakmayanlardan, bak inatla yazmıyorum kötüyü bloga, kulaana küpe olsun

ELİF..den dedi ki...

Bu sıralar ne oluyor anlamıyorum..
Herkes öyle en başta ben...
Sende sırayı ilk çekenlerdensin...

Zeugma dedi ki...

Sürekli yazmak zorunda değilsin ki Uykusuz..
Blog yazma bir rahatlama olayı..
sıkıntı vermeye başladıysa azıcık mola lütfen..
Bak nasıl özleyeceksin ve yazma isteğin doğacak ondan sonra...

Zeugma dedi ki...

Sahi İstanbul'u müthiş özlüyorsun sen..
Kaç kez duydum bunu..
Yok mu bir imkan, işyerinin orada şubesi vs..
Olmazsa iş değiştir hatta yaa..
bu özlemi dindir bence..
Çünkü hayatın tamamen istediğin gibi olacak gibi duruyor..
Anla iştee...bul bir çaresini lütfen..

UykusuZ dedi ki...

boşa beni Zeugma hanımcım, ben İstanbulu gözü kapalı bile bulurum

Zeugma dedi ki...

:))))
Alemsin..
Nasıl güldürdün beni gece vakti.

Bilseydim avukat olur sizi tez elden boşardım..ama sen istemezdin.Kıyamıyorsun hanıma :)

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Derinde büyük bir mutsuzluk var ama ne? Onun çözülmesi şartt..

 

©2009 UykusuZ | by TNB